Virginia Evans’ın “Muhabbet” Eserinden Dikkate Değer Alıntılar

Virginia Evans’ın “Muhabbet” Eserinden Dikkate Değer Alıntılar

Yusuf Arslan
1 Haziran 2026

Virginia Evans’ın mektup formatında yazılmış eseri “Muhabbet”, Ergin Kaptan’ın özenli çevirisiyle Türkiye’deki okurlarla buluştu. Yazarın ilk romanı olan “Muhabbet”, okuyucuya insanın zihnine, hafızasına ve vicdanına derin bir yolculuk yapma fırsatı sunuyor. Evans, bu kitabı “bir yas ve hayal kırıklığı” olarak tanımlarken, eser Goodreads Okur Ödülleri’nde üç farklı dalda finaliste yükseldi. İşte Ceren Kaan’ın “Muhabbet” kitabından bazı etkileyici alıntılar:

“Kitap okumayan birine asla güvenemem.”
“Halimden memnunum. Ancak bazen, bir morluk gibi, neden ve nasıl oluştuğunu bilmediğim bir soruyla karşılaşıyorum: Bir insan neden çocuğundan vazgeçer?”
“İnsan, dünyaya bir kez gelir. Bu adil değil, değil mi?”
“Yasın paylaşılmasının iki sonucu var: Ya birbirinize kenetlenip acınızı bastırmak için mücadele edersiniz ya da her şeyi akışına bırakarak aşılması zor bir duvarla yüzleşirsiniz.”
“Bizim payımıza ikinci seçenek düştü.”
“O patikayı hiç tarif ettim mi? Birine ya da bir yere yazarken, orayı nasıl anlattığımı hatırlamıyorum.”
“Patikadan tek başıma yürümeyi seviyorum.”
“Ayrıca, tuzlu suyun ve çürüyen ağaçların yoğun kokusu ile sonbahardan kalan yaprakların kokusu da var. Bütün bunları çok seviyorum ama bir yandan da melankoliye kapılıyorum.”
“Açıklamak zor. Aynı anda hem muhteşem hem de melankolik.”
“Merak ettim, kitap okumayı sever misin? Kitap okumayan birine asla güvenemem.”
“Gerçi doktorum, yakında kör olacağımı söylüyor. O gün geldiğinde, muhtemelen bizzat okuyamayan biri olacağım.”
“Unutma: Kelimeler, özellikle de yazılı olanlar, ölümsüzdür.”
“Mektupların bazılarını karmaşık duygularla tekrar tekrar okudum. O zamana geri götürdüler ve bu çok güzel bir duyguydu.”
“Tam olarak nostalji denemez, daha ziyade rahatlama hissi. O zamanki halimize duyduğum bir sempati belki.”
“Dünya bu kadar küçüldüğüne göre, hepimiz her şeyden biraz içeren hazır karışımlar değil miyiz?”
“İnsan, insandır; ünlü ya da değil.”
“Birbirimize tutunabilir miydik? Bunu hep merak ettim.”
“Elimizden geleni yaptık, ama yetmedi.”
“Şimdi ölüm döşeğindeyken, her şey eskisinden daha basit görünüyor. Yaşamaktan bahsediyorum.”
“Paralel evren yok. ‘Şöyle olsaydı, böyle olurdu’ demek anlamsız.”
“İletişime değer verilmesi gerektiğine inanıyorum.”
“Unutma: Kelimeler, özellikle de yazılı olanlar, ölümsüzdür.”
“Ancak insan hayatını sayfalara emanet etmişse, az önce tarif ettiğim trajedi gerçekleşmez. Düşünün bir…”
“İnsanın başkalarına yazdığı mektuplar ve aldığı cevaplar, muhteşem bir yapbozun parçalarıdır; daha iyi bir benzetme ile uzun bir zincirin halkaları gibidir.”
“Bu halkalar asla bir araya gelmese bile, ki kesinlikle gelmeyeceklerdir, ölmekte olan bir karahindibanın kırılgan tohumları gibi rüzgârla dağılsa da, mektubun sahibi kişinin hayat hikâyesinin bir şekilde korunduğunu ve bu mektubun bir gün birisi için küçük de olsa bir anlam ifade edebileceğini düşünmek harika değil mi?”

Yazar: Yusuf Arslan

Author: Serkan Koç